ICC Türkiye Milli Komitesi 62’inci Genel Kurulu TOBB Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu başkanlığında İstanbul’da gerçekleştirildi. Toplantıya ICC Türkiye Milli Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Nizip Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Sarı’ da katıldı. Genel Kurulun açılış konuşmasını gerçekleştiren ICC Türkiye Milli Komitesi Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu, FED’in faiz artirim sürecine baslamasiyla birlikte, yeni bir küresel finansal yapinin ortaya çiktigini, borçlanmanin daha maliyetli ve daha zor hale geleceğini vurgulayarak, “Kamu ve özel sektör olarak bu yeni ortama adapte olmali ve buna uygun yeni politikalar tasarlamaliyiz”dedi.
Hisarcıklıoğlu, “2015’de 690 bin kisiye yeni istihdam sagladik. 222 milyar lira makine ve teçhizat yatirimi yaptık. Bavul ticareti de dâhil 152 milyar dolar mal ihracatı gerçekleştirdik. Uluslararası tasimacilik hizmetlerinden 14 milyar dolar, turizmden 27 milyar dolar döviz kazandirdik. Yurtdisinda 5,1 milyar dolarlık yeni yatirima imza attik. Özel sektör kaynakli tüm bu başarılar, bizlere moral ve cesaret veriyor. 2016 yılında da kararlı adımlarla ilerlemeye devam edeceğiz. Ama riskleri de göz ardi etmeyecegiz” diye konuştu.
Dünyadaki ekonomik görünümün degistigine dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, 2014-2015 döneminde küresel büyümenin itici gücünün, ABD ve Avrupa’nin artan ithalati olduğunu, 2015’de gelişmiş ülkelerin ithalati yüzde 4,5 büyürken, gelişen ülkelerin ithalatindaki artisin binde 5’te kaldigini, 2016 için de gelişmiş ülkelerin ithalatinda daha fazla artış yasanmasinin beklendigini söyledi.
Gelişmiş ülkelerin büyüme hizi, gelişen ülkeleri yakaladi ve geçti
Bu yüzyil içinde bir ilk yasandigini anlatan Hisarcıklıoğlu, “İlk defa gelişmiş ülkelerin büyüme hizi, Çin ve Hindistan hariç gelişen ülkeleri yakaladi ve geçti. Gelişen ülkelerin büyüme hizindaki bu yavaslama, küresel gelir esitsizligi açısından da kaygi verici. Halen dünya genelinde issiz sayısı tam 197 milyon kişi. 2016’da bu sayinin 2,3 milyon kişi daha artmasi bekleniyor. Ve bu artisin tamami gelişen ülkelerden kaynaklanacak” dedi.
Hisarcıklıoğlu, bir diğer önemli gelismenin de küresel ticarette görüldügünü, küresel ticaret artisinin artık yüzde 3’ü bile zor yakaladigini belirterek, “Gelişmiş ülkelerin mal ithalatindaki artış, gelismekte olan ülkelerin üstüne çıktı. 2016’da da bu devam edecek gibi görünüyor. Demek ki bizin gibi sanayi ürünü ihracatçisi ülkeler için AB ve ABD pazari yeniden öne çikacak” diye konuştu.
Dünyanın en zengin ülkeleri kalmamak için, bir araya geliyor
Ham petrol fiyatinin geçen sene yüzde 40 civarinda geriledigine vurgu yapan Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “Bu sene yatay seyretmesi bekleniyor. Petrol fiyatindaki bu düsüs, çok ilginç başka bir gelismeye de yol açti. 1980’deki büyük petrol krizinden beri, yani son 35 senede ilk defa, ABD ile OPEC ülkeleri arasındaki dış ticaret, ABD lehine fazla verir hale geldi. Bunun sadece iktisadi değil, siyasi ve dış politik etkileri de olacak gibi görünüyor”.
Artan küresel rekabetin yeni küresel ittifaklarin kurulmasina zemin hazirladigina dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, “Dünyanın en zengin ülkeleri bile geride kalmamak için, bir araya geliyor. Yani bir bütünün parçasi olmak daha fazla talep görüyor. ABD, bir taraftan Avrupa Birliğiyle yeni bir ticaret ve yatırım girişimi baslatiyor.
Diğer taraftan da yükselen Asya Pasifik ülkeleriyle ekonomik işbirliği kuruyor. Küresel ekonomiye sekil verecek yeni ittifaklar doguyor. AB, pazar alanini genisletmek için son 5 yılda 21 ülkeyle serbest ticaret anlasmasi imzaladı. Çin, Afrika’ya büyük bir açilim başlattı. Hem Afrika pazarina yerlesiyor hem de kitanin maden kaynaklarinin ve geniş arazilerinin kullanim haklarini aliyor. Gelismekte olan ülkelerse, daha fazla yatırım çekebilmek için sürekli reformlar yapiyor. Mevzuatlarini yatırımcı dostu haline getiriyor, iş yapma kolayligi endeksinde yükseliyorlar.
Türkiye olarak, küresel arenada tek basimiza mücadele etme lüksümüz yok. Büyümek için hem dış kaynak, hem de teknoloji girisi sağlamak mecburiyetindeyiz. Bu yüzden AB üyelik sürecinin canlandirilmasi çok önemli. Benzer bir gelismeyi, AB ve ABD arasındaki Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı konusunda da saglamaliyiz. Ülkemiz ekonomisinin ve reel sektörün geleceği açısından burada yer almamiz sart” dedi.
ICC’nin misyonu
Hisarcıklıoğlu, ICC’nin temel misyonunun tüm dünyada kabul gören ve ticarette ülkeler arasındaki farklı uygulamaları kaldirmayi amaçlayan iş kuralları olusturmak olduğunu söyledi.
Dış ticaretin kolaylaştırılması konusuna önem verdiklerini anlatan Hisarcıklıoğlu, “Zira özellikle KOBİ’lerimizi ihracata daha fazla yönlendirmemiz lazım. Aynı mallari, aynı sirketlerle, aynı pazarlara satarak, ihracatı 150 milyar dolardan 500 milyar dolara çikartabilmemiz mümkün değil. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği düzenlemesi, Türkiye ekonomisinin ihracat performansini önemli ölçüde artirdi. Ama bu etkileyici ihracat performansinin yüzde 65’i, aynı şirketlerin aynı ürünleri aynı pazarlara satmalarindan kaynaklandi. Her yıl 10 bin yeni ihracatçimiz ortaya çikiyor. Ama mevcutlardan da 9 bini ihracatı birakiyor. Demek ki ihracatı kolaylastirarak daha yaygin hale getirmemiz lazım” dedi.
ICC tarafından yeni bir ticaret finansmanı sistemi gelistirildigini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “İsmi, Banka Ödeme Yükümlülügü (Bank Payment Obligation), yani kisaca BPO. ICC bu yeni ödeme yöntemini uygulanabilir bulmus ve buna yönelik yeni kurallar yazarak yürürlüğe sokmustur. BPO, hem riski azaltan, hem de operasyonel yük ve maliyeti düsüren bir sistemdir. Sistemin isleyisi akreditife benzemekte ama operasyon fiziki belgeler üzerinden değil, merkezi sistem tarafından online yapilmaktadir. Bazı Türk bankalari tarafından da kullanilmaya başlanmıştır. Özellikle açık hesap veya mal mukabili çalisanlara daha güvenli ve hızlı bir tahsilat imkânı getirmektedir. Buna en çok da bizim ihtiyacimiz var. Zira ihracatimizin yüzde 66’sini mal mukabili, yani açık hesap yapıyoruz. Bu yeni gelişen ödeme yöntemini tanitmaya başladık. Daha geniş kitlelere de duyurmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Hisarcıklıoğlu, ICC’nin iş dünyasına sundugu en önemli hizmetlerden birinin de uyusmazliklarin çözümü alanında yürüttüğü çalışmalar olduğunu, ICC Milletlerarası Tahkim Divanı’nin dünyanın önde gelen tahkim merkezlerinden bir olduğunu söyledi.
Tahkim konusunda en önemli gelismelerden birinin de İstanbul Tahkim Merkezi’nin kurulmasi olduğuna dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, “İstanbul’da kurulmuş olan bu Tahkim Merkezi, coğrafi, ekonomik, bölgesel ve kültürel açıdan birçok avantaja sahip olacaktır. Ülkemizde alternatif uyusmazlik yöntemlerinin kullanımı arttikça, İstanbul bu cografyada uyusmazlik çözüm merkezi haline gelecek. Dünya genelinde uluslararası tahkim davalarinin ticaret ve finans alanında yogunlasmasi, gelecekte İstanbul Tahkim Merkezi’nin hitap edecegi en geniş kesimin iş dünyası olacağını da ortaya koyuyor” dedi.





