+90 (342) 518 16 90 [email protected] Cumhuriyet Cad., an der Fernstraße E-90, Nizip / Gaziantep
NİZİP TBWarenbörse

NTB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Sarı TOBB'da Düzenlenen İstişare Toplantısına Katıldı.

13 Ekim 2014 Pazartesi 4 fotoğraf
NTB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Sarı TOBB'da Düzenlenen İstişare Toplantısına Katıldı.
Nizip Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim SARI, TOBB Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde düzenlenen ve Başbakan Davutoğlu, STK temsilcileri ile TOBB’un yerel teskilatlarinin da katıldığı istişare toplantısına katıldı.
 
TOBB Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu toplantının açılışında yaptığı konuşmada "Bugün milletimizin arasina nifak sokulmasina, evlatlarimizin yeniden böyle bir oyuna kurban gitmesine izin veremeyiz. Kendi gelecegimize, kendi huzur ve zenginligimize kastedilmesine müsaade edemeyiz. Bu oyunu bozmak zorundayız" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında TOBB Konferans Salonunda düzenlenen İstişare Toplantısı'na Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlari Konfederasyonu (TESK), Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), HAK- İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ), Memur Sendikaları Konfederasyonu (MEMUR-SEN), Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yöneticileri ve temsilcileri katıldı.

 

TOBB Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu burada yaptığı konuşmada, toplantıda her fikirden, her siyasi görüsten, her inançtan üyeleri bulunan Türkiye'nin isçileri, memurlari, çiftçileri, esnaflari ve isverenlerinin bulundugunu, Doğu ve Güneydoğu bölgeleri başta olmak üzere Türkiye'nin farklı sehirlerinden gelen baskanlar, yerel kanaat önderlerinin toplantıda yer aldığını ifade etti.

Başbakan Davutoğlu'nun gerek Dışişleri Bakanlığı gerekse Basbakanligi döneminde kadim devlet geleneginin önemli ilkelerinden istisareye büyük önem verdigini, sadece Basbakanligi döneminde 3 kez sosyal tarafi oluşturan bu kuruluslarla bir araya geldiğini belirten Hisarcıklıoğlu, konuya büyük bir hassasiyet gösteren Başbakan Yardımcısı Akdoğan'a da sükranlarini sundu. Son günlerde Türkiye'de istenmeyen görüntüler yasandigini dile getiren Hisarcıklıoğlu, "Kendi sehrini yakip yikan, kendi insaninin canina kast eden bir akıl tutulmasi yasaniyor" diye konuştu.

 

-Yaşanan olaylar kimseye katkı saglamiyor

 

Saldırı sonucu hayatını kaybeden sehitlere Allah'tan rahmet dileyen, saldiriya ugrayan esnaf ve vatandaslara sifa temennisinde bulunan Hisarcıklıoğlu, evi, işyeri yagmalanan, bu süreçte magdur olan vatandaslarin magduriyetinin giderilmesi için başlattığı hızlı çalismadan dolayı hükümete teşekkürlerini iletti.

Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

 

"Şurası çok açık ki, bu yasananlar ne ülkemizin, ne de komsu cografyamizin huzuruna, istikrarina bir katkı sagliyor. Bölgemize ve bölge insanimiza katkı saglamiyor. Tam tersine Türkiye'deki kardeslikten ve istikrardan rahatsiz olanlarin ekmegine yağ sürüyor. Dinine, diline, irkina bakmadan, cografyamizdaki çatismalarda magdur olan herkese kapisini sonuna kadar açan Türkiye'den rahatsiz olanlari memnun ediyor. Geçmiste, farkliliklarimizin, ayriliklara dönüstürülmeye çalisildigi karanlik günleri, ülkemizde oynanan kirli oyunlari hepimiz çok iyi hatirliyoruz. Bugün milletimizin arasina nifak sokulmasina, evlatlarimizin yeniden böyle bir oyuna kurban gitmesine izin veremeyiz. Kendi gelecegimize, kendi huzur ve zenginligimize kastedilmesine müsaade edemeyiz. Bu oyunu bozmak zorundayız."

 

- "Hedeflere ulasmanin ilk şartı huzurdur"

 

Son birkaç yıldır Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ilk defa yatırım, istihdam, ekonomi ve zenginligin konusulmaya baslandigina işaret eden Hisarcıklıoğlu, söyle devam etti:

 

"Gelecekle ilgili umutlar ve hayaller konusulmaya baslandi. İlk defa, Diyarbakır'i, Van'i, Urfa'yi bir sanayi ve turizm kenti yapmanin hayalini kurduk. Ülke olarak, büyük Türkiye'nin hayalini kurduk. Hayal kurmaktan öte, bunlarla ilgili yol haritalari çizdik, hedefleri ortaya koyduk. Bunu bizzat bölge insani kendisi yaptı. Bu salonu dolduran kanaat önderleri yaptı. İşte bütün bu hayallere, hedeflere ulasmanin ilk şartı huzurdur. Çünkü huzur, ticaret ve zenginlik birbirinden ayrilmayan bir bütündür. Huzur olmadan ticaret olmaz, ticaret olmadan zenginlik olmaz. Sunu iyi bilmeliyiz ki içinde bulundugumuz cografyanin istikrari da Türkiye'nin daha güçlü, daha zengin ve daha istikrarli olmasina baglidir. Bu cografyanin, bu ülkenin, bu milletin geleceğini düsünen; sehri için, çocugu için daha müreffeh bir gelecek isteyen herkesin en önemli önceligi huzur olmak zorundadir."

 

Türkiye'nin birliği ve kardesligini her türlü çatismadan uzak tutmanin herkesin görevi olduğunu, israf edilen toplumsal enerjinin farkina varilmasi ve Türkiye için ortak geleceğe yönelik çalışmaların devam etmesi gerektiğini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, "Türkiye'yi bütün bu cografyadaki huzur, istikrar ve zenginligin teminatı yapmak zorundayız. Bunu da ancak 78 milyon hep birlikte basarabiliriz. Biz, bu milletin ferasetine inanıyoruz. Eminimiz ki biz, bütün bu olaylardan, kardesligimiz daha da güçlenmis olarak çikacagiz. Bir olarak, iri olarak ve diri olarak; hep birlikte, daha güzel günlere doğru birlikte yürümeye devam edeceğiz" dedi.

 

-Başbakan Davutoğlu

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu ise konusmasinda, yeni Türkiye idealiyle ciddi bir ivme olusmusken, birtakim yerlerde Kobani olaylari bahane edilerek dügmeye basildigini, iki seçim sonrası, üçüncü seçimin öncesinde 'Acaba tekrar Türkiye karistirilabilir mi' diye birtakim fitne odaklarinin devreye girdigini belirterek, "Suriye'deki zulmün bir benzerini neredeyse kendi halkina karşı terör ve siddet eylemleriyle yapanlar bilsinler ki Türkiye'yi hiçbir zaman bu kargasa ve kaos sarmalinin içine sokamayacaklardir" dedi.

 

Davutoğlu, TOBB’da düzenlenen İstişare Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dünkü helikopter ve trafik kazalarinda hayatlarını kaybeden asker ve polislerle son olaylarda vefat eden vatandaslara ve güvenlik güçlerine rahmet diledi, yakinlarina taziyelerini iletti.

 

Başta TOBB olmak üzere bütün oda ve sendika temsilcilerine teşekkür eden Davutoğlu, "Çok kritik bir zamanda böyle kapsamlı bir istişare için bizi bir araya getirmek, toplumsal sorumlulugun bir geregiydi. Ayrıca son yayınlanan ortak bildiri de toplumdaki genel hissiyati yansitmasi açısından çok önemli bir adım teskil ettiği için bir kez daha teşekkür ediyorum" diye konuştu.

 

Çalışma hayati ve iş dünyası temsilcileriyle ikinci kez bulustuguna işaret eden Davutoğlu, daha sik bir araya geleceklerini söyledi. Davutoğlu, "Çünkü öylesine bir tarihi asamadayiz ki bugünlerde en fazla ihtiyaç hissettigimiz şey istisaredir, istisaredir, istisaredir. Ortak akli üretmemiz, ortak vicdani harekete geçirmemiz, ortak geleceğimizi belirlememiz açısından büyük önem tasiyor. Bu noktada ortak vicdanimizin en temel sembolleri aslinda bu salonda bulunuyor" ifadesini kullandı.

 

-"Ben de bir esnaf çocuguyum"

 

Davutoğlu, Ahi Evran Haftası dolayısıyla Kirsehir'de oda temsilcileriyle bir araya geldiğini animsatarak, söyle devam etti:

"Aslinda esnaf kültürü, Ahilik gelenegi tam da bugün tekrar ihya etmemiz gereken ortak bilincin, tarihi referans noktasidir. Ahi Evran'in o temel ahlaki ilkelerini hayata geçirdigimizde, aslinda bugün daha da çok ihtiyaç hissettigimiz esnaf bilincini ve onun ahlaki temellerini harekete geçirdigimizde, bu kurulmak istenen tuzaklara karşı en sağlam sosyal asiyi da gerçeklestirmis oluruz."

Kendisinin de bir esnaf çocugu olduğunu belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Hayatim, özellikle ilk çocukluk ve gençlik yillarinda, Türkiye'nin her yerinden gelen ve yan yana komsuluk yapan esnaflarin Mahmutpasa'da nasıl bir arada ortak kültür olusturdugunu görmek, bana sosyal ayagimizin gücü hakkında, daha küçük yasta çok güçlü bir bilinç vermisti. Türkiye'nin her yerinden gelenler orada yan yana, bir arada, helal rizk için çalisirlar, ögle yemeklerini sirayla yaparlar ve dükkanlarda birlikte yerlerdi. Ayrıca toplumun derin irfanini ilk kesfettigim anlar, Türkiye'nin her yerinden alisveris yapmak üzere bu piyasaya gelen esnaflarin olusturdugu farklı veçhelerdi, farklı yaklasimlardi, ama hepsi ortak bir vicdani temsil eden sosyal ilişkiler agiydi.

 

Babamin çok derin dostluklari oldu. Şimdi Anadolu'da nereye gitsem, rahmetli babamla alisveris yapmış olan baba dostlarini görüyorum. Kahramanmaraş'a gittigimde, Kars'a gittigimde, her yerde babamin dostlarini görmek bana o derin irfanimizi hatirlatmak bakımından büyük bir örnek teskil ediyor."

 

-"Sizlere ve sizlerin dayanismasina büyük ihtiyaç hissediyoruz"

 

Bu ortak zemininin bugün bir kez daha kesfedilmesi gerektigine işaret eden Davutoğlu, "Türkiye'nin her yerinden birbirleriyle alisveris yapan, helal rizik için ortak bir çaba içine giren toplumun degisik kesimleri, aslinda ortak bir mayayi da olusturuyor. Onun için tam da bugünlerde sizlere ve sizlerin dayanismasina büyük ihtiyaç hissediyoruz" diye konuştu.

 

Birilerinin ülkeyi su veya bu bölge, su veya bu etnik veya mezhebi kesim diye bölmeye çalisirken, odalarin ve sendikalarin ortak bir bilinçle bir araya gelerek, "Hayir, biz tarihi birlikte yasamis, geleceği de birlikte sekillendirecek bir milletin fertleriyiz" diye seslerini yükseltmelerinin vakti olduğunu kaydeden Davutoğlu, sözlerini söyle sürdürdü:

 

"Ben, bu toplantiyi böyle bir sesin ve insani erdemleri harekete geçirecek olan ortak bilincin zemini olarak görüyorum ve bir kez daha teşekkür ediyorum. Doğru zamanda, doğru bir perspektifle hazirlanmis, bir anlamda kamuoyuna ortak bir yaklasimi da gösterecek, sergileyecek bir toplantıya vesile oldukları için bir kez daha bütün odalarimiza teşekkür ediyoruz."

 

-"Rahatsiz olanlar harekete geçtiler"

 

Davutoğlu, son olaylarin, Türkiye'nin ekonomisinin zirveye ulaştığı, IMF'ye bütün borçlarin ödendigi, Türkiye'nin çok ciddi ekonomik ivme kazandigi bir konjektürde gerçeklestigine işaret ederek, söyle konuştu:

 

"Türkiye'nin ayaga kalkmasini, dogrulmasini, sadece kendisini değil çevresindeki bütün bölgeleri, dost halklari da büyük çinarinin altında barindirabilmesini, gelistirebilmesini sağlayacak bir güç haline gelmesinden rahatsiz olanlar harekete geçtiler. 2013 içinde Gezi olaylari etrafinda birtakim bahanelerle ciddi bir şekilde toplumsal kutuplasmayi tahrik eden bir süreç yasandi. Daha sonra 17 Aralık, 25 Aralık olaylari, komplolari, 30 Mart seçimlerini neredeyse ipotek altına alma çabasina dönüstü. Ama milletimizin basireti bunları asti, 30 Mart seçimlerinde milli irade, Türkiye'nin kaderine, aziz milletimizin kaderine bir anlamda sekil veren bir sonuç ortaya çikardi.

 

Daha sonra cumhurbaşkanlığı seçimini de son derece sükunetle ve demokratik bir olgunlukla yasadik ve tarihimizde ilk defa doğrudan halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanı ile yeni bir döneme başladık. Hemen arkasindan yeni bir hükümet olusumu oldu ve bendeniz bu hükümetin kurulmasi asamasinda da, AK Parti Genel Başkanlığına giden süreçte de toplumsal hayatımızın temel tasini teskil edecek olan milli birlik ve beraberlige sürekli olarak vurguda bulunarak, bir ortak zemini olusturmaya çalismak konusunda ciddi gayretler sarf etmeye çalistim."

 

Herkesin kriz bekledigi bir anda, Türkiye'de cumhurbaşkanlığı ve basbakanlik makaminin son derece olgun bir demokratik süreçle el degistirmisken, toplumda yeni beklentilerle, yeni Türkiye idealiyle ciddi bir ivme olusmusken, birtakim yerlerde Kobani olaylari bahane edilerek dügmeye basildigini anlatan Davutoğlu, "İki seçim sonrası, üçüncü seçimin öncesinde 'Acaba tekrar Türkiye karistirilabilir mi' diye birtakim fitne odaklarinin devreye girdigini gördük" dedi.

 

-"Türkiye'yi kaos sarmalinin içine sokamayacaklar"

 

Davutoğlu, yeni hükümetin kurulmasinin hemen ardından bütün bakanliklarda çok ciddi reform süreçlerini baslattiklarini, çözüm sürecinde ciddi ivme kazanildigini, bu sürecin mekanizmasinin Bakanlar Kurulu karariyla esasa baglandigini ifade ederek, ülkede, milli birlik ve beraberlik anlaminda çok ciddi bir momentum olustugunu söyledi.

 

Diğer taraftan Suriye'deki bütün dostlara, akrabalara, komsulara yardım edebilmek kastiyla, oradaki zulme karşı en etkin tavri almak amacıyla tezkere çikardiklarini belirten Davutoğlu, "Toplumda genel olarak son derece iyimser ve olumlu bir beklenti içindeyken, maalesef, bayramın üçüncü gününden itibaren yaşanan olaylarla gerçek anlamda bir toplumsal kargasa ortamı yaratilmaya çalisildi. Neticede, baktigimizda, Kobani bahane edilerek, bu vandalizmde, bu siddet sarmalinda, bu terör faaliyetlerinde 33 vatandasimiz hayatını kaybetti, 2 polisimiz şehit oldu, 135 polisimiz yaralandi" dedi.

 

Olaylarda 531 polis aracı, 631 sivil aracin yakildigini, aralarinda Kur'an kurslari, müzelere, kütüphanelerin de olduğu bin 122 binanin tahrip edildigini anlatan Davutoğlu, "Birçok küçük yavru, yetim ve öksüz kaldi. Şimdi sorma vaktidir, Hüseyin Hatipoglu'nun kizi Yaren'in yetim kalmasina sebep olanlar neyi amaç edindiler? 11 aylık Ecrin Balci'nin annesi Sevgi'den ayrilmasina sebep olan, öksüz kalmasina sebep olan bu vahsi, alçakça saldirilar niçin yapıldı? Yine polis memurumuz Atif Şahin'in oglu Ahmet Akif'i, Sena'yi, oglu Yigit Alp'i yetim birakanlar, neyi hedeflediler? Bu yolla Kobani'ye mi yardım ettiler? Suriye'deki zulmü mü durdurdular? Suriye'deki zulmün bir benzerini neredeyse kendi halkina karşı terör ve siddet eylemleriyle yapanlar bilsinler ki, Türkiye'yi hiçbir zaman bu kargasa ve kaos sarmalinin içine sokamayacaklardir" diye konuştu.